Dolmuş ve otobüste ki o ser sefil uyku vardır hani bazen ayatağınızda bile o uykuyu yakalamak için kaç koyun sayıp, kaç farklı tilkiler dolandırırsınız kafada ama başarısız olursunuz her seferinde... İşte bu uykulu halle indim dolmuştan 3 saatlik aşırı iktisat yüklemesei aldığım dershane sonrası. Kafamın bir köşesinden dolmuşun sonu gelmeyen bir yolculuğa gittiği durumda bende o sonsuz huzurlu uykuya dalabilirmiydim acaba diye düşünürken, diğer yandan o bitmeyecek sandığım 3 saatlik iktisat öğrenme çabasının üzerimde yaptığı etkiyi düşünerek girdim kapıdan içeriye. Huzur.... Tek yapmak istediğim şu anda ayvamı alarak bilgisayar başında ruhun gıdası olan müziği de açıp, bişeyler yazmaktı bloğuma huzur aslında benim için. Önce ayvamı hazır etmek için balkona çıktım ve Adapazarı ölüm sessizliğinde ışıl ışıldı, uzaktan sırıtır gibi bakıyordu. Ancak hava o kadar güzeldi ki soğuk olmasının dışında.. Öyle ki ay ve yıldızların tepeden bizi denetler gibi gözü üzerimizdeydi parlament mavisi gecede..
Uzansan sanki yakalayabilecek kadar yakın gibiyken, hiç görmediğim ama olduğunu bildiğim hayallerimde büyüttüğüm mükemmel güzelliktek kız kadar uzaktı aslında. Acaba üşüyorlarmıydı diye düşündüm bir an, yada hissetmeyi biliyorlarmıydı yıldızlar? Hergün kullandığımız yıldız kelimesi dünyada ona verilen önenemin farkındamıydı yoksa herşeyden bi haber ücra bir köy yaşantısı süren yaşlı amca edasıyla mı bakıyordu dünyaya? Kim bilir belki geceleri herkes uyuyunca sessizce inip dünyaya gülümsüyordu bizlere bizim onları göremediğimizi bilerek ve memnun bi şekilde. Peki ya ay? Varsın bizden uzak olsunlar ama onları biz hayalimizde yaşatırken hiç görmediğimiz ve ulaşılamayacak gibi varsaydık, bırakalım öylede kalsın.. Ayla yıldızın aşkına şahit olmak istiyorsan çık ve bak gökyüzüne, seni davet eder gibi bakıyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder