31 Ekim 2011 Pazartesi

bilmeden kaptırma gönlünü olursun dumur..

Öyle birini görünce içinizde oluşan bir kıpırtı vardır hani... Ne zamandır bu duyguyu yaşamıyorum diyerek bir yandan iç geçirirken, diğer yandan tanıştığına bakmaktan alamazsın kendini. Güzeldir belki yüzü, fiziği, belki de sempatik gelmiştir sadece nedensizce. Ancak bir yandan da çekinirken daha önce yaşadıklarını yaşamaktansa, hazır tanımamışken tanımayayım deyiverirsin. Ama olmaz çaresi yoktur tanışılacak ve o kişiden de dilin yanacaktır her ne kadar yoğurdu üfleyerek yesen de... Öğrenilmiş çaresizlik miydi bu yoksa, insan kendisini çaresiz hissetmek istediği için mi bunu öğrendiği halde tekrarlıyordu?

 Çelişkiler çelişkiler çelişkiler... Sürekli 40 tilkiyi döndürür insanın kafasında kuyruklarını diğerine değdirmeden ve düşünülür neden böyle yaptı veya yapmadı diye. Verilen değere karşılık,  verdiğin değerin birbiri arasındaki uçurumun farkına varırsın birdenbire. Tam umutsuzluğa kapılırsın ve inancını kaybedersin ki işte o an çıkar karşına dostum dediğin kişi ve "sor bana pişman mıyım" der. Sorarsın umarsız bir çocuk gibi "pişmanlık yaşamalıyım?" diye. İşte o an hayata bağlayacak cümleleri sıralar ardı sıra ve aklını başına getirir. Belki de öğrenmediğin pek çok şeyi de öğretir sana her ne kadar farkında olmasan da... Böylece tanıştığın kişiye olan inancının yitirilmesini engellemiş olur dost bildiğin kişi ve dostluğun bir kat daha artar.. 


9 Ekim 2011 Pazar

Bir Altın Portakal güncesi

Hiç şüphesiz Altın Portakal Film Festivaline damgasını vuran olay, Rutkay Aziz'in ödül konuşmasıydı. O kadar etkilenmiş ki ülkemizin başında bir kara leke olan 80 darbesinden, halen ülke için bir şeyler yapmaya çalışan arkadaşlarının değerinin anlaşılmadığı gibi üstene üstlük birde hapiste yatmalarına neden olmuştu düşünce ve söylemleri. Halbuki tarihte her zaman olduğu gibi yine aydın, düşünür, sanatçı, siyasetçi yani ülkenin kalkınması için bir şeyler yapmaya çalışan kişilerin sindirilmesi operasyonu olmuştu 80 darbesi. Çünkü biliniyordu ki aydın bir nesil hakkını arayacak ve ülkesine sahip çıkacaktı. Fakat çok meraklı olduğumuz Batı bunu istemiyor hatta büyük endişe duyuyordu. Çünkü tarihinde Türk'ler kafasına taktığı her şeyi yapardı ve bu milletten korkulmalıydı. Bunun farkında olan Batı, ülkemizin içişlerinden ayrı durmadığı içinde bu işi darbe yaptırarak susturmaya çalışacaktı, başarılı da oldu.

Tüm bu gelişmeleri birebir yaşayan biri olarak Rutkay Aziz, işte bu sancılı süreci halen unutamamıştır. Ve son zamanlarda dünyada ve Türkiye'de yaşanan olayları oldukça iyi gözlemleyerek bir sonuca varmıştı. Üniversitede Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması sırasında 'parasız eğitim istiyoruz' yazan bir pankarat açan öğrencilere 'Terörist' muamelesi yapılarak 19 ay göz altında tutulmaları olayının hangi hak,hukuk, adalet çerçevesi içerisinde değerlendirileceğini irdeliyordu Sayın Rutkay Bey. 

Ama Başbakan'ın Libya'da, Suriye'de devrim yapan gençlere 'demokrasinin ve laikliğin en iyi yönetim şekli ve uygulaması olduğunu' söylerken acaba 19 ay içerde yatan ve üniversite hakkından mahrum bırakılan kendi vatandaşı olan öğrenciler için özgürlük ve demokrasi düşünceleri aynı şeyler değilmiydi? Gerçekten de ben mi yanılıyordum yoksa?      

7 Ekim 2011 Cuma

Steve Jobs

Zamanımızın Edison' diye hitap edilen adam... yaptıkları ve yaşasaydı yapacakları dünya gündemine bomba gibi düşmeye devam edecektir. İnsanlar ekmek kuyruğunda bekler gibi bekliyordu iphıne'un çıkışını.. Kimdir bugüne kadar teknoloji için kapıda kavga dövüş beklettiren insan? Saygıyla anıyorum