31 Ekim 2011 Pazartesi

bilmeden kaptırma gönlünü olursun dumur..

Öyle birini görünce içinizde oluşan bir kıpırtı vardır hani... Ne zamandır bu duyguyu yaşamıyorum diyerek bir yandan iç geçirirken, diğer yandan tanıştığına bakmaktan alamazsın kendini. Güzeldir belki yüzü, fiziği, belki de sempatik gelmiştir sadece nedensizce. Ancak bir yandan da çekinirken daha önce yaşadıklarını yaşamaktansa, hazır tanımamışken tanımayayım deyiverirsin. Ama olmaz çaresi yoktur tanışılacak ve o kişiden de dilin yanacaktır her ne kadar yoğurdu üfleyerek yesen de... Öğrenilmiş çaresizlik miydi bu yoksa, insan kendisini çaresiz hissetmek istediği için mi bunu öğrendiği halde tekrarlıyordu?

 Çelişkiler çelişkiler çelişkiler... Sürekli 40 tilkiyi döndürür insanın kafasında kuyruklarını diğerine değdirmeden ve düşünülür neden böyle yaptı veya yapmadı diye. Verilen değere karşılık,  verdiğin değerin birbiri arasındaki uçurumun farkına varırsın birdenbire. Tam umutsuzluğa kapılırsın ve inancını kaybedersin ki işte o an çıkar karşına dostum dediğin kişi ve "sor bana pişman mıyım" der. Sorarsın umarsız bir çocuk gibi "pişmanlık yaşamalıyım?" diye. İşte o an hayata bağlayacak cümleleri sıralar ardı sıra ve aklını başına getirir. Belki de öğrenmediğin pek çok şeyi de öğretir sana her ne kadar farkında olmasan da... Böylece tanıştığın kişiye olan inancının yitirilmesini engellemiş olur dost bildiğin kişi ve dostluğun bir kat daha artar.. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder